18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ ve ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ ve ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
Birinci Dünya Savaşı içinde önemli bir yer teşkil eden Çanakkale Savaşları, önce deniz savaşı daha sonra da kara savaşı olarak gerçekleşmiştir. İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devletini savaş dışında bırakmak ve Rusya ile bağlantı kurarak Almanya ve Avusturya’ya karşı üstünlük sağlamak için Çanakkale boğazını geçerek İstanbul’u kontrol etmek istemişlerdir. Bu amaçla güçlü donanmaları ile 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazına saldırmışlardır. Ancak bu güçlü donanma, isabetli top ateşi ve mayınların boğazı tıkamasıyla beklenmedik bir yenilgiye uğramıştır. Deniz yoluyla geçemedikleri Çanakkale boğazını bu kez karadan istila ederek aşmak amacıyla Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine çıkarma harekatı düzenlemişler ama yine başarı gösteremeden 1916 yılının başında geri çekilmişlerdir.
Tarih kitaplarında yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir paragrafta özetlendiğini gördüğümüz bu zafer aslında derin bir kültürel ve milli bir duygunun tekrar şahlanışının yıl dönümüdür. .
Bugün gururla 104. Yıl dönümünü andığımız Çanakkale Zaferinin özellikleri diğer savaşlardan daha başka bir görünüm arz etmektedir.
Bu zaferde, iman ve azmin kuvvet ve teknikle mücadelesi vardır. Burada mananın maddeye üstünlüğü vardır. Burada hakkın kuvvete üstünlüğü vardır. Burada yüce Türk Milletine, Allah’ın yardımı vardır.
Bugün, bu savaşların en yoğun geçtiği Gelibolu Yarımadasını dolaşırsanız nefesiniz kesilir, soluk almakta güçlük çekersiniz ve bu savaşı bütün haşmetiyle hissedersiniz.
Burada 63 eriyle Ertuğrul Koyuna çıkan altı bin düşman askerini savaşarak geri atan Ezineli Yahya Çavuşun mücadelesini, burada Mehmet oğlu Seyyit’in 269 kilo ağırlığındaki gülleyi namluya yerleştirmesini, burada düşman tarafından atılan bombaları daha patlamadan yine düşmana atan Mehmet Çavuş’u hissedersiniz. Burada karşılıklı atılmış iki merminin havada kenetlenmiş olduğunu görürsünüz.
Burada düşman toplarının cehennemi ateşine rağmen susmayan Ertuğrul Tabyası, Orhaniye Tabyası, Hamidiye Tabyasını hissedersiniz.
Burada tarihin en büyük donanması Boğazda ilerlerken, onların arasından sessizce Nusret Mayın Gemisi ile mayın döşeyen Yüzbaşı Hakkı’yı hissedersiniz.
Burada on eri ile bir düşman taburu ile savaşarak şehit olmuş Bigalı Mehmet Çavuş’u hissedersiniz..
Burada 57. Alayın hala ayakta duran siperlerini görürsünüz.
Burada liseden ve fakülteden yeni mezun olmuş aydın bir gençliğin vatan için şehit olarak yok olduğunu anlarsınız.
Burada askerlerine ‘’Size Savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum’’ diyen Mustafa Kemal’in sesinin kulaklarınızda çınladığını hissedersiniz.
Burada Mustafa Kemal’in aşağıda ifade ettiği yüksek ruhu yeniden yaşarsınız.
‘’Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz, on metre, yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor, fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz?.. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok… Okuma bilenler Kuran’ı Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Bu yüksek ruhu Müttefik Orduları Başkomutanı General Hamilton’da şu şekilde ifade etmiştir.
‘’….Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 18000 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Cenab-ı Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir!……’’
İşte burada, Atamızın ve Hamilton’un ifade ettiği bu yüksek ruha sahip şehitlerimizin ruhlarının bizlere baktığını içinizde titreyerek hissedersiniz.
İşte burada elinize alacağınız atalarımızın şehit kanları ile sulanmış her toprak parçasında Vatanımızın ne kadar kutsal olduğunu anlarsınız.
İşte burada göklere yükselen Fransız ve İngiliz mezar anıtları yanında bu yüksek ruha sahip atalarımızın mütevazi mezar taşlarını ve anıtlarını görürsünüz.
Ama ama işte burada ; Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri şiirin son satırında şehitlerimiz için yazdığı aşağıdaki ifadesinin ne kadar doğru olduğunu vicdanınızla ve aklınızla ve de gözlerinizden süzülen gözyaşları yeniden idrak edersiniz.
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın
Aziz şehitlerimizin hatırası önünde Türk Milleti olarak saygıyla, hüzünle, gözyaşlarımızla eğiliyoruz.
Bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun.

Tuğtigin ŞEN
E.Albay/ Araştırmacı

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.